<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949</id><updated>2011-05-24T12:44:06.022-07:00</updated><title type='text'>inselemre</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-1823283960523426309</id><published>2007-03-24T11:04:00.001-07:00</published><updated>2008-12-11T01:42:33.113-08:00</updated><title type='text'>Nereden nereye devam</title><content type='html'>Yol hikayemiz kaldigimiz yerden devam ediyor. Gecen yazida 850 mil suren Denver'dan Saint Louis'e olan yolculugumuzu yazmistim. Simdi ise Saint Louis'ten Auburn'e olan yolculugumuzu ve hatta vaktim olursa ertesi gunu yani Auburn'den Miami'ye olan bolumu yazacagim. Saint Louis Missouri'de cok siradan gozuken bir otelde kalmis olsak da aslinda otelin kendisi pek siradan degildi. Cok buyuk olan bu otelde koridorlar adeta labirent gibiydi. Ama en ilginci kahvalti yaptigimiz yerdi. Otelin kendi restorani yoktu ve bina icinden komsusu olan bir Irlandali barinda kahvalti hizmeti veriyordu. Sabah 7'de sagi solu Irlanda birasi reklami iceren bir koridordan barimiza girip kurabiye, portakal suyu ve kahve iceren kahvaltimizi yaptik. Aslinda bar kahvalti icin cok ilginc bir mekandi cunku alkolun etkisinde olmadigi zaman insan ortami cok daha iyi inceliyor. Mesela gerceginin 1/60'i olcekli bir gemi maketi vardi. Yapilisinin hepsi fotograflarla guzel guzel anlatiliyordu. Onun resimlerine baktim. Sonra duvar da Homer Simpson'in degisik hallerini gosteren poster vardi. Onu inceledim. Neyse sonra Beste'yle o gunku yolumuzu da planladiktan sonra yola ciktik. Oncelikle sunu belirteyim ki Saint Louis iki eyalete bolunmus bir sehir. Bir yarisi Missouri eyaletinde diger yarisi da Illinois eyaletinde. Bizim otelimiz Missouri yarisindaydi ve yola cikisimizdan 15 dakika sonra Illinois eyaletine gectik. Ismi "Ilinoy" olarak telafuz edilen bu eyalet hakkinda benim universite son sinifta "University of Illinois at Urbana Champaign"'e basvurmayi dusunurken yazdigim "Hele loy loy"'a cok benzeyen bir tekerlemem vardi. Iste Beste asagidaki fotografi cekerken ben de bu tekerlemeyi soyluyordum: "Ilinoy noy noy noy"&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/RgVkIyL_7GI/AAAAAAAAAFE/dRGuncOAueI/s1600-h/Ilinoy+noy+noy.jpg"&gt;&lt;/a&gt;. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/RgVkSyL_7HI/AAAAAAAAAFM/x74X9VgmKro/s1600-h/merhaba+illinois.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/RgVkSyL_7HI/AAAAAAAAAFM/x74X9VgmKro/s1600-h/merhaba+illinois.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_uxKCecGI/AAAAAAAAAFk/1FVHmDNMwug/s1600-h/Ilinoy+noy+noy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048516235581354082" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_uxKCecGI/AAAAAAAAAFk/1FVHmDNMwug/s320/Ilinoy+noy+noy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_v56CecMI/AAAAAAAAAGU/U0SPK1mjE6I/s1600-h/merhaba+illinois.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048517485416837314" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_v56CecMI/AAAAAAAAAGU/U0SPK1mjE6I/s320/merhaba+illinois.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neyse Illinois eyaletine girdikten sonra manzara yavas yavas sehir manzarasindan kirsal manzaraya degisti. Uc gunluk yolculugumuz icerisinde en cok begendigim yer burasiydi, guney Ilinoy. Tum cayirlar yemyesildi ve yolumuzun etrafi neredeyse hep agac doluydu. Disarida hava sicakligi da makul bir seviyedeydi o yuzden ne havalandirma calistirdik ne de isitma. Hatta benzin alalim diye yalnislikla otoyoldan 4-5 km uzakta bir kasabaya gittik ve sans eseri super bir manzara kesfettik. Sagli sollu kucuk tepelerin ortasinda kurulmus yemyesil bir kasaba. Yol boyunca duraklama yaptigimiz yerler icinde en cok burayi sevdim. Bu arada iste asagida da Ilinoy otoyollarrinda cektigimiz uc tekerlekli motorsikleti uzerinde giden teyze. &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/RgVmHCL_7II/AAAAAAAAAFU/isd5h9ITwzE/s1600-h/Ilinoy%27un+motorcu+teyzesi.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_u36CecHI/AAAAAAAAAFs/WqSd-fMDZ4w/s1600-h/Ilinoy%27un+motorcu+teyzesi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048516351545471090" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_u36CecHI/AAAAAAAAAFs/WqSd-fMDZ4w/s320/Ilinoy%27un+motorcu+teyzesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kucuk kasabadan ciktiktan sonra uc gunluk yolculugumuzun en onemli yerine yani Metropolis Illinois'e geldik. Son cikan Supermen filmini dikkatle izlediyseniz ABD haritasi uzerinde Metropolis yazan bu kucuk kasabada Kent ailesinin yasadigini gorebilirdiniz. Neyse efendim ben filmde bunu gorup gercek olup olmadigini cok merak ettigim icin Metropolis'e kac mil kaldigini Beste'ye israrla sordum. Beste de buyuk bir sabirla her seferinde haritaya bakip bana soyledi. Sonunda Metropolis'e yaklastigimizda ben hem yola hem de yol kenarindaki tabelalara bakip supermen'den bir iz bulup bulamayacagimi arastiriyordum. Ve de iste asagida kaniti. Supermen gercekten Metropolis'te buyumus...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vAaCecII/AAAAAAAAAF0/1wldHpde-jk/s1600-h/supermen+bizi+diskoya+gotur.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048516497574359170" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vAaCecII/AAAAAAAAAF0/1wldHpde-jk/s320/supermen+bizi+diskoya+gotur.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metropolis sehrini de gectikten sonra Illinois eyaletine elveda deyip heyecanla Kentucky eyaletine gectik. Bu eyaleti heyecanla beklememizin nedeni ogle yemegini burada yiyecek olmamizdi. Hatta mumkunse Kentucky Fried Chicken'da yeyip boylece Kentucky eyaleti hakkinda simdiye kadar bildigimiz tek seyi de tescil etmis olacaktik. Kentucky'e gelir gelmez sanki hava da eyalet sinirlarina uyuyormuscasina disarisi iyice isindi. Bize "siz amerikanin guney eyaletlerine geldiniz ona gore" dedirtti.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vE6CecJI/AAAAAAAAAF8/meX4dS2ggxE/s1600-h/merhaba+kentucky.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048516574883770514" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vE6CecJI/AAAAAAAAAF8/meX4dS2ggxE/s320/merhaba+kentucky.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zaten guney eyaletler hakkinda cok guzel seyler duymamistim, zira amerikan ic savasinda kaybeden taraf olduklari icin bu eyalettlerin digerlerine gore daha fakir olduklarini soylemislerdi. Zaten bir de kolelik konusundaki israrlarindan dolayi sevgili ev arkadasim Ron cok sevmezdi bu eyaletleri. Neyse Kentucky'e geldik ve zaten acikmis oldugumuz icin ilk KFC'de durduk. Bir kere yabanci bir dil konustugumuzdan ikincisi de ben tatile gelmis turist gibi giyinmis oldugumdan Beste ile ben yemegimizi yerken millet surekli bize bakip durdu. Ustelik de cok arkadasca bakislar atmadilar bize. Bunun uzerine bir de guneyli amerikan aksanini duydugumda bende genel bir gulme olustugu icin siparisimizi verirken de biraz garip anlar yasadik. Neyse yiyeceklerimizi aldik ve bir baktik ki son derece kalitesiz yemekler. Sadece kucuk olmakla kalmamis ama ayni zamanda hic ozen gosterilmedigi de bariz ortada. Beste 6 tane tavuk kanat soyledi, bu kadar kanada benzemeyen kanat gormedim ben hic. Zaten iki tanesi bir lokma. Ac sofor araba kullanmaz deyip ayni cati altinda bulunan Taco Bell'e gittik bizde karnimizi doyurmak icin. Hem yemekler kotu oldugu icin hem de garip garip bakilmak sinirimi bozdugu icin bir daha Kentucky'de hic durmadan Tennessee'ye dogru yola ciktik. Bu eyaletin de ismi bayagi ilginc zira ilk bakista "Tenesii" diye okuyor insan, hatta bizim Wyoming'li Amerikalilar da "Tenesii" diye okuyorlardi. Fakat Tennessee eyaletinde insanlar yine o garip aksani kullandiklari icin kendileri "Tenesey" diyorlardi. Biz de diger amerikalilardan duyduklarimizla bunlarin soylediklerinin ortasi birsey soyleyip o sekilde telafuz ediyorduk. Butun bu dogru telafuz cabalarimiza ragmen bir turlu bir Tennessee eyaleti magneti bulamadik. Ama yine de ben bu eyaleti sevdim. Hem yollari guzeldi, hem de yine yolun saginda solunda olan manzara guzeldi. Hatta baskent Nashville icin Kenan Dogulu'nun sarkisinin sozlerini de degistirip bir sarki yazdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesvil nesvil diye aglayacaksin/Burada durmadigin icin hergun cildiracaksin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sarkiyi orijinal seslendirisimin videosu Beste'de mevcut. Kendisi o videoyu bana verirse ben de belki buraya koyabilirim. Biz Nashville'den gecerken Beste de daha onceden hazirladigi ve ciktilarini aldigi bilgileri okuyordu. Nashville sehri megerse Amerikan muzik piyasasi icin cok onemli bir merkezmis. Elvis Presley, Johnny Cash falan ilk cikislarini burada yakalamislar. Hatta halihazirda bir cok unlu bu sehirde oturuyormus, misal Nicole Kidman, Reese Witherspoon. Ama hakikaten hem ikliminin guzelligi, hem eyaletin dogasinin guzelligi hem de Nashville sehrinin getirdigi faydalar dusunulunce Nashville'de ben de iyi puan verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vJaCecKI/AAAAAAAAAGE/FyyzxiHfEfE/s1600-h/merhaba+alabama.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048516652193181858" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vJaCecKI/AAAAAAAAAGE/FyyzxiHfEfE/s320/merhaba+alabama.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nashville ile Tennessee-Alabama eyalet siniri arasinda bir daha durmadik. Zaten manzara guzeldi hava da artik aydinligini yitiriyordu o yuzden ben zorla Beste'ye kitap okuttum. Malum disarisi aydinlik iken mumkun oldugunca bu aydinligi kullanmak icin. Bir tek Alabama sinirina gelince durduk ve tabelanin fotografini cektik. Hatta biz durdugumuzda arkamizdan gelen bir jip de durdu. Daha once jip kullanan polisler gordugumuz icin ve otoyolda acil durumlar haricinde durmak muhtemelen yasak oldugu icin benim icimi bir korku aldi fakat sevgili Beste bunlara hic aldirmadan fotografi cekti. Daha sonra anladik ki arkamizda duran adam da bizim yaptigimizi yapmak icin durmusmus. Boylece "Alabama the Beautiful" fotografini cektikten sonra yolumuza devam ettik. Alabama'da Mustafa'nin evinin oldugu Auburn sehri bizim bulundugumuz sinirdan yaklasik bir uc saatlik mesafedeydi. Biz otoyoldan devam edip once Birmingham sehrine oradan da Auburn'e gidecegimiz yola saptik. Fakat aksam 6:30 gibi o Birmingham'deki o sapaga geldigimiz icin aksam eve donus trafigine yakalandik. Trafikte 10 dakikalik yolu 1 saatte aldiktan sonra sonunda Auburn yoluna geldik. Bu yol son derece ilginc bir yoldu. Iki serit gidis iki serit gelis olmak uzere dort seritli oldugu icin cok rahatti fakat yolda hicbir aydinlatma yoktu. Bunun uzerine bir de yolda giden birkac arabadan biri bizimki oldugu icin yakin zamanda benzin depomuzu doldurdugumuz icin kendimizi sansli hissederek yola devam ettik. Yaklasik bir saat falan gittikten sonra on camda benim hayatimda gordugum en buyuk bocek olusu izini birakan bir bocekle carpistik. Yani mazallah hayvan biraz daha buyuk olsa cami kirip iceri girecekti yani. Butun silecekli ve sulu cabalarima ragmen bocegin kalanlarini on camimdan silemedim. Sonunda anisina saygi deyip izi silmemeye karar verdim. Biraz daha kelime oyunu oynayip sohbet ettikten sonra sonunda Auburn'e vardik. Mustafa sagolsun bizi beklemisti yemek icin. Saat 8:30 olmasina ragmen yememisti. Bu arada tanimayanlar icin Mustafa, Beste ve benim ODTU Insaat'tan arkadasimiz. Kendisi University of Alabama'da Insaat Muhendisligi bolumunde betonarme otoyol kopru kirislerinin karbon fiber ile guclendirilmesi konusunda master yapiyor. Eger otoyol koprulerini guclendirme isiniz varsa kendisi size yardimci olabilir. Mustafayla birlikte raki icip balik yedik. Yine sagolsun cocuk bizim icin Turkiye'den yeni getirdigi Efe Raki'sini acti. Boylece bir raki balik keyfi yapmis olduk. Bol bol hem gecen bir bucuk yildan konustuk hem de onumuzdeki bir kac yildan. Sonunda uykumuz gelince de Mustafa'nin bir oda bir salon evindeki yatak odasinda ust uste duran iki yatagini yan yana koyup uc kisi o yatakta yattik. Hem rakinin hem de yolun etkisiyle olacak ben cok guzel bir uyku uyudum o gece. Ertesi sabah uyandigimda ucuncu gun yolculugumuza hazirdim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vkqCecLI/AAAAAAAAAGM/iL5hXtoYuZI/s1600-h/mustafa,+efe+raki+ve+biz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048517120344617138" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_vkqCecLI/AAAAAAAAAGM/iL5hXtoYuZI/s320/mustafa,+efe+raki+ve+biz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuncu gun olanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Welcome to Miami/Bienvenidos a Miami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Geynisville'den gecerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3)Oku Beste Oku!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-1823283960523426309?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/1823283960523426309/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=1823283960523426309' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/1823283960523426309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/1823283960523426309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/03/nereden-nereye-devam.html' title='Nereden nereye devam'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rg_uxKCecGI/AAAAAAAAAFk/1FVHmDNMwug/s72-c/Ilinoy+noy+noy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-1292372172176921889</id><published>2007-03-17T18:03:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T01:42:34.592-08:00</updated><title type='text'>Nereden nereye?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2zNMWkwKI/AAAAAAAAADM/rnJYlsbzeUA/s1600-h/737_nolu_evin_sakinleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043384196960403618" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2zNMWkwKI/AAAAAAAAADM/rnJYlsbzeUA/s320/737_nolu_evin_sakinleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize Turkce hocalari neden hep once yaziyi sonra basligi yazin dediler? Aha da inat olsun diye ben once basligimi yazdim sonra da yaziyi yaziyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2zasWkwLI/AAAAAAAAADU/gAKwFC02u44/s1600-h/colorado+gule+gule.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043384428888637618" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2zasWkwLI/AAAAAAAAADU/gAKwFC02u44/s320/colorado+gule+gule.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf21fMWkwSI/AAAAAAAAAEM/TkaEN5z7NvY/s1600-h/meraba+kansas.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043386705221304610" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf21fMWkwSI/AAAAAAAAAEM/TkaEN5z7NvY/s320/meraba+kansas.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Efendim 7 Mart Carsamba gunu aksam 6 gibi, sevgili kucuk kardesim Selincik'in (kendisi benim boyuma gelmis bu arada) 13. dogumgununde, Beste ile birlikte Laramie Wyoming'den yola ciktik. Denver'a 8:15'te vardik ve aksam yemegimizi Gamze Abla ve Yavuz Abi ile yedik. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2uZMWkwBI/AAAAAAAAACE/f5LA9bnwtv4/s1600-h/colorado+gule+gule.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Hey gidi hey...Onlarla uzun uzun sohbet etmeyi ozleyecegim. Efendim ertesi gun sabah 6:30'da yola ciktik. Hedefimiz ayni gunun aksami 1350 km uzakta olan Saint Louis Missouri'ye varmakti. Denver'in sehir ici trafiginde kaybettigimiz bir yarim saatten sonra I-70 otoyoluna ciktik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2188WkwTI/AAAAAAAAAEU/481qq45FQaM/s1600-h/sevgili+I-70.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043387216322412850" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2188WkwTI/AAAAAAAAAEU/481qq45FQaM/s320/sevgili+I-70.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;I-70 otoyolunda hic baska yola sapmadan taa Saint Louis'e kadar gittik ki sanirim bir daha hic bir otoyol ile bu kadar uzun suren bir iliskim olmayacak. Beste'ye zorla I-70 otoyolu tabelasinin fotografini uc kere cektirdigim dusunulurse bu iliski daha da iyi anlasilir. Efendim Denver'dan St.Louis'e giderken yolun buyuk bir cogunlugu Kansas eyaletini enine gecerek gecti. Bir benzinciden aldigim t-shirt'te de anlatildigi gibi Kansas eyaletinden gecerken bugday tarlalari, inekler ve de elektrik direkleri haricinde birsey gormedik. 800 km eninde bir eyalet oldugu dusunulurse bu kadar heyecansiz ve bos olmasi konusunda Beste de ben de sasirdik. Butun bunlarin yaninda oglen yemegi konaklamasini orada yapmayi dusunuyordum ve de bir kamyoncu yerinde durmasak ne guzel olur diye icimden geciriyordum ki sansimiza uc-bes restoranin da bulusmus oldugu bir kucuk durak yeri bulduk. Sonradan ogrendigimize gore bu durak mekani acilali bir ay olmustu o yuzden tertemizdi. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22CsWkwUI/AAAAAAAAAEc/zBkaTadqaLU/s1600-h/benzincide+tavladigim+kiz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043387315106660674" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22CsWkwUI/AAAAAAAAAEc/zBkaTadqaLU/s320/benzincide+tavladigim+kiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Guzel guzel yemegimizi yedigimiz bu yerde gunduz gozuyle bir daha arabanin ne kadar dolu oldugunu farkettik. O mekandan Katar'in emirini arayip is arkadaslariyla periyodik olarak bowling oynadigini ogrendigimi ve de firsati kacirmadan kendisine laf ettigimi de belirtmek istiyorum. Ayrica Beste de ben de "bacak esnetme"'nin bokunu cikarip orada kucuk capta bir yoga seansi da yaptik. Bir de Laramie'nin sifirin altinda sicakliklarina alismis olan ben gunesi ve +15 derece sicakligi gorunce pantolonumu cikarip sortumu giydim ve yolumuza devam ettik.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22L8WkwWI/AAAAAAAAAEs/q2AUubXotTE/s1600-h/sofor_emre.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043387474020450658" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22L8WkwWI/AAAAAAAAAEs/q2AUubXotTE/s320/sofor_emre.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22HcWkwVI/AAAAAAAAAEk/w89lZVLkSck/s1600-h/sofor_beste.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043387396711039314" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22HcWkwVI/AAAAAAAAAEk/w89lZVLkSck/s320/sofor_beste.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Ogle yemeginin verdigi agirlik hafif hafif cokerken ve de ben artik araba kullanmaktan sikilmisken Beste'nin aklina super bir fikir geldi: gecen hafta almis oldugu Da Vinci Sifresi kitabini yuksek sesle okumak. Onun kaldigi yer olan 100. sayfadan basladik ama meger Da Vinci Sifresi ne kadar kudretli bir kitapmis. Uyku falan ne varsa aldi goturdu. Ne oldugunu anlayamadan saat aksam 5'e yaklasmisti. Bir de tabii bana tatli tatli Turkce konusmasina alismis oldugum sevgilim bana ingilizce kitap okuyunca ayri bir zevk aldim. Ilkokulunu birincilikle bitirmis sevgili Beste muhtemelen tum sinif okumalarini yapan kisi oldugu icin adeta "tecrube konusuyor olm" diyerek vurgularini da eksik etmeden ve de hata yapmadan kitabi okudu. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22SMWkwXI/AAAAAAAAAE0/PJAFSxTuqYI/s1600-h/yol_arkadasimiz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043387581394633074" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf22SMWkwXI/AAAAAAAAAE0/PJAFSxTuqYI/s320/yol_arkadasimiz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aksam ustu hava kararmaya basladiginda Kansas eyaletinin yolumuz uzerindeki tek buyuk sehiri olan Kansas City(isim gercekten cok yaratici)'e geldik. Bu noktada gece durmayi planladigimiz St. Louis'e yaklasik 4 saatlik bir yolumuz kalmisti. Ben gaza gelip hadi bari yolun ortasinda bir yerde aksam yemegi molasini verelim dedim ve 2 saat daha gidip Colombus adli sehirde guzel bir aksam yemegi yedik. O yemek beni guzelce doyurdu ama onumuzde daha gidilecek 2 saatlik daha yolumuz oldugunu bilmek yemekten aldigim tadi belli bir olcude azaltti. Neyse efendim, garson bizim halimize acimis olacak ki yolculuk icin bize su falan da verdi, biz de yolumuza ciktik. O iki saat nasil gecti bilmiyorum. Yani o otele giden yol bitmek bilmedi. Son saatte sevgili yardimci soforumun aklina yine cok iyi bir fikir geldi ve bir kelime oyunu oynadik. Digerinin soyledigi kelimenin son harfinden yeni bir kelime uretme oyunu, tekrar eden yaniyor. Oyunun kendisinde cok siradisi bir sey yoktu ama biraz giciklik olsun biraz da uyanik tutma amacina hizmet etsin diye hata yapilinca kazananimiz TV yarisma programlarinda hata yapildiginda cikan o elektronik sesin bir benzerini cikarmaya basladik. Sonunda benim o sesi cok yuksek ve de Beste'yi korkutacak kadar ani bir sekilde cikarmam sonucu oyunu biraktik. Yilmaz Erdogan'in Vizontele 2'de ortaya attigi "Bitmeyen Pil" kavramindan yola cikarak ben de "Bitmeyen yol" fikrini ortaya attim ve bu konu uzerinde de biraz daha vakit gecirdik ve sonunda otelimize vardik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelin lobisinde Mortal Kombat 4'un oyunu vardi ama Beste benim oynamama izin vermedi. Zaten asiri yorgun oldugumuz ve de saat 11:30 oldugu icin annemlere hayatta oldugumuzu, azmimizi kaybetmedigimizi ve yolumuza devam edecegimizi telefonda soyleyip uyuduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah ki yol hikayelerimiz sonra...Bir sonraki bolumde olacaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Metropolis: Supermen gercekten guney Illinois'deki bu kasabada mi buyumus?&lt;br /&gt;2) Kentucky Fried Chicken en guzel Kentucky'de mi?&lt;br /&gt;3) Nashville, Tennessee icin yazilmis Turkce sarki var midir? Varsa bu sarkinin sozleri nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve daha bircok baska onemsiz ama ilginc sorunun cevabi bir sonraki yazida...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-1292372172176921889?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/1292372172176921889/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=1292372172176921889' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/1292372172176921889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/1292372172176921889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/03/nereden-nereye.html' title='Nereden nereye?'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OHsvP0py4jc/Rf2zNMWkwKI/AAAAAAAAADM/rnJYlsbzeUA/s72-c/737_nolu_evin_sakinleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-3672542756804991068</id><published>2007-03-11T12:05:00.000-07:00</published><updated>2007-03-11T12:09:05.744-07:00</updated><title type='text'>2245.85 mil = 3613.5 km</title><content type='html'>Dun gece Miami saatiyle 22:00'da Miami'ye geldim. Sagim, salimim, yorgunum. Yarin ise basliyorum, bu yuzden heyecanliyim. Aslinda anlatilacak cok hikaye var ama su anda gitmem lazim. Yakinda uzun uzun herseyi anlatacagim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendine iyi baksin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-3672542756804991068?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/3672542756804991068/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=3672542756804991068' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/3672542756804991068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/3672542756804991068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/03/224585-mil-36135-km.html' title='2245.85 mil = 3613.5 km'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-7295338878162262614</id><published>2007-03-06T15:08:00.000-08:00</published><updated>2007-03-06T15:10:44.738-08:00</updated><title type='text'>Tez bitti! Artik ozgurum!</title><content type='html'>Tezimi bitirdim. Ozgur bir adamim artik. Yarin Laramie'den Miami'ye yola cikiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir macera bitti, simdi sira yeni macerada...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-7295338878162262614?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/7295338878162262614/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=7295338878162262614' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/7295338878162262614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/7295338878162262614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/03/tez-bitti-artik-ozgurum.html' title='Tez bitti! Artik ozgurum!'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-5060346610567242849</id><published>2007-02-28T06:59:00.000-08:00</published><updated>2007-02-28T07:24:40.345-08:00</updated><title type='text'>Gectim</title><content type='html'>Tez savunmami gectim. Her ne kadar askini pek beklemiyor olsam da yine de kesin ogreninceye kadar insan biraz tedirgin oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dun sabah uyandim tras oldum, ustume gri takimimi, mavi gomlegimi giydim kirmizi kravatimi taktim ve ofise geldim.  Ogleden sonra 3'e kadar vakit gecsin diye ofisteki dokumanlarimi toparladim, sunumun bir provasini daha yaptim, yemek yedim ve sonunda saat 3'te sunuma basladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Provalarimda 35 dakikadan biraz fazla suren sunum gerceginde yaklasik 25 dakika surdu. Ustelik "Sandwic Panel Deneyleri" baslikli sunumun basina Londra'da yapilan dunyanin en pahali sandvicinin fotografini koyup neden o kadar pahali oldugunu anlatmama ragmen. Neyse efendim o sabah Ugur Ersoy'dan (Hocalarin hocasi) aldigim cesaretlendirici e-mail ile birlikte zaten gaza gelmis olan ben sorulan tum sorulari cevaplayip "haklisiniz hocam, degistirelim hocam" demeden tezimi savundum. Icime de sindi. Hatta soru soranlarin da icine sinmis olacak ki onlar da cikarken "guzel olmus, iyi olmus" diyerek bu goruslerini bildirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim daha sonra izleyici cogunluk disari cikti ve komitemle ben basa kaldik. Izleyicilerin askine, komite tezimi okumus olarak geldigi icin tezimle ilgili sorular sordular. Giris ve sonuc bolumlerinde istedikleri birkac degisiklik disinda onlar da pek problem cikarmadilar. Bir de tezin ana metininde anlasilmayan bir kisim varmis onu da aciklayinca olay cozuldu. Sonra beni disariya alip kararlarini tartistilar. 15 dakika disarida oylece bekledim. Zaten karnim ac, ayakta durmaktan bacaklarim agrimis. Neyse sonunda ciktilar ve gectigimi soylediler. Ben de sagolun deyip aynen ofise gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofiste arkadaslar beni bekliyorlardi zaten ve hep birlikte eglenmeye ciktik. Bol bol yemek, bira, "wild turkey" isimli viski tadinda icki karisti ve bayagi eglendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi oldu valla gectigime ben de cok sevindim. Saka maka bu kasabada bir haftam kaldi. Gitmeden once yapilmasi gereken cok is var. Hadi bakalim hayirlisi insallah hepsi yetisecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden haberler bu kadar. Herkes kendine dikkat etsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-5060346610567242849?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/5060346610567242849/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=5060346610567242849' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/5060346610567242849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/5060346610567242849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/02/gectim.html' title='Gectim'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-6015259891765063657</id><published>2007-02-22T17:34:00.000-08:00</published><updated>2007-02-22T18:17:12.995-08:00</updated><title type='text'>IS GUC VE TEZ</title><content type='html'>Meger zor olan tezi yazmak degilmis, tezin duzeltmeleriymis. Tezi yazip bitirmeye o kadar yogunlasmisim ki, bitirip komiteye verdikten sonra oyle bir rahatlama yasamisim ki ondan sonra yapilan hicbir ise adam gibi kendimi veremiyorum. Tabi ki tezi bitirmis olmanin uzerine bir de is bulmus olmanin mutlulugu eklenince son birkac gundur ise yarar birseyler yapamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sali aksamindan beri tez savunmasi ve de deneylerle ugrasiyorum. Hadi deneyleri bir sekilde hallettim. Ama tez savunmasi gecen hafta ne durumdaysa bu sabah da o haldeydi. Bugun kendi kendime diyordum, artik su sunumu bitireyim de rahatlayim diye. Fakat her oturdugumda yeni birsey cikti. Once sabah sabah kereste almaya gittim (bizim hocanin evini tamir etmek icin kereste kesmesi gerekiyormus o keresteleri almak icin de universitenin kamyonunu kullanmak istiyormus, kamyonu kullanmaya izni olan 3 kisiden biri de ben oldugum icin benden yardim istedi). Ogleden sonra o keresteleri kesmek icin hocaya yardim ettim. Bir saat once de tezi verdigim hocalardan birinin yorumlarini ve onerilerini aldim. Herif her sayfaya birsey yazmis. Duzeltmeler, oneriler, fikirler. Bir de en kotusu adamin el yazisi okunmuyor. Gerci bu hoca iyi bir hoca oldugu icin onerileri de yerinde olur diye dusunuyorum ama simdi o kadar duzeltmeyi yapmak hic icimden gelmiyor. Bir de o duzeltmeleri yapacagim uzerine diger hocalarin duzeltmeleri gelecek. Insallah milletin duzeltmeleri birbiriyle celismez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sikayetle baslayan bir yazi olmus olsa da aslinda bu aralar hep iyi haberler aliyorum.  Hatta gectigimiz pazartesi gunu kendime Miami'de bir is bularak cozulmeyi bekleyen en onemli problemimi cozmus oldum. 12 Mart pazartesi baslayacagim. Hersey 5 gun icerisinde oldugu icin ben bile su anda olaya inanamiyorum. Herhalde ise basladigim gun ofise gidince "aaa ben artik muhendis oldum" gibi bir gercekle yuzlesme yasayacagim. Ogrencilik hayatimin aniden sona erecek olmasi cok ilginci bir his olacak. Sanirim en cok ofis arkadaslarima el sakasi yapabilmeyi ozleyecegim. Ya dusununce farkettim de ne kadar cok sey degisecek benim hayatimda. Vay bee...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ya ben en iyisi simdi tezin duzeltmelerini yapayim nasil olsa Miami'ye varinca aklima yapacak seyler gelir. Herkese kolay gelsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-6015259891765063657?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/6015259891765063657/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=6015259891765063657' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/6015259891765063657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/6015259891765063657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/02/is-guc-ve-tez.html' title='IS GUC VE TEZ'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-117070473826908732</id><published>2007-02-05T11:19:00.000-08:00</published><updated>2007-02-05T11:45:38.280-08:00</updated><title type='text'>Sicacik bir Laramie dusluyordum...</title><content type='html'>Efendim oncelikle son gunlerde bu bloga yazacak bir suru konum oldugu halde yazamadigim icin su an blog yazmayi cok ozlemis bir durumdayim. Neyse ki artik tez yaziminin buyuk bir cogunlugu bitti, ben de yazabiiyorum. Dun ogleden sonra hocama tezin buyuk bir bolumunu teslim ettim. Geriye birtek tezin genel yazi kismina konmayacak olan resimler, grafikler, tablolar kaldi. Onlari da tezin sonuna bir yere ekledim mi hersey bitmis olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bugunluk tezden farkli iki konudan bahsetmek istiyorum. Yazinin basliginda belirttigim gibi sicacik bir Laramie dusluyordum ve son iki gundur bunu duslememe gerek kalmadi cunku hayallerim gercek oldu. Inanmazsiniz ama son iki gundur Laramie'de hava sicakligi suyun donma sicakliginin uzerinde. Bugun yemege giderken her yerde eriyen karlardan olusmus kucuk su derecikleri gordum. Ustelik insanlar sanki daha bir mutlulardi gibi. Cogunlugun yuzu guluyor. Ben gunese arkami donmus yururken son iki aydir hissetmedigim birseyi hissettim, sirtim sicakladi. Kabanimi cikarmayi dusunuyordum ama disarisi iki derece oldugu icimdeki Ankarali buna engel oldu. Ne olursa olsun insan 2 derecenin soguk kabul edildigi bir yerde buyuyunce hayati boyunca bazi aliskanliklarini birakamiyor. Etrafima bir baktim bizim sortlu t-shirtlu Laramie gencligi yine ortalarda. Bu bebeler hakkaten burada buyudukleri icin alyuvarlarimi cok bilemiyorum ama soguktan cok fazla etkilenmiyorlar. Ustelik sadece erkekler de degil. Kizlar da oyle incecik geziyorlar. Yani insan kendini avutamiyor "bir grup erkek kizlara hava atiyor" diye. Ozetin ozeti Laramie'de havalar guzel. Insanlar mutlu. Ben de yollardaki buzlarin erimis olmasindan ve artik arabami calistirip motorun normal bir isiya gelmesi icin 10 dakika beklemeyecek olmaktan mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bu yazinin ikinci konusuna. Beni tanimayanlar icin burada kisa bir bilgi. Ben normalde saglikli bir insanimdir ve cok fazla hasta olmam. Ancak hasta oldugumda da bu benim moralimi cok bozar ve cok cekilmez bir insan olurum. O yuzden hasta olmayi da hic sevmem. Gecen yaz tatilinde Turkiye'ye geldigimde Ahmet, Onur ve Serhat'la birlikte bir haftaligina Bodrum'a gitmeden onceki gun gozumde bir enfeksiyon cikmisti. Doktorun dedigine gore konjuktivit denen bir hastalikmis. Neyse efendim bu hastalik bakteriyelmis ve gerekli ilaclarla bir haftada gecermis. Ama o bir hafta boyunca goz isiga karsi asiri hassas olurmus. Nitekim de oldu. O bir haftalik tatilin cogunda isiga baktigim zaman gozum agriyordu. Yaz tatili icin super bir hastalik, muthis zamanlama. Neyse efendim o tatilin sonlarinda benim hastaligim gecti ben de bu konudan bir daha hic sikayet etmedim. Ta ki bu sabaha kadar. Bu sabah kalktim odamin perdesini bir actim sag gozumde bir anda bir agri. Hemen anladim zaten ne oldugunu. Ve aklima yine ayni sey geldi. Muthis zamanlama. Yani tez yazimini bitirmisim onumuzdek bir hafta boyunca tezi defalarca okuyup uzerinden gecmem gerekecek ve gozumde bu hastalik cikiyor. Neyseki bu sefer erkenden anladim da hemen doktora gittim. Bakalim 45 dakika sonra bir daha gidecegim. Belki bana yeni bir antibiyotik verirler. Yoksa yine tek goz aciki tek goz kapali korsan gibi gezecegim. Ozetin ozeti hastalik degil ama zamanlamasi sikinti yaratmaz insallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haa bu arada son haftalardaki soguk hava sonucu olarak zaten onceden de zor acilan kapimiz artik acilmiyor. Cunku kapinin kombinasyon tuslamaya yarayan tuslari donmus. Eve artik arka kapidan girip cikiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesi opuyorum. Kendinize iyi bakin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-117070473826908732?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/117070473826908732/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=117070473826908732' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/117070473826908732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/117070473826908732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/02/sicacik-bir-laramie-dusluyordum.html' title='Sicacik bir Laramie dusluyordum...'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-117001419366008768</id><published>2007-01-28T11:34:00.000-08:00</published><updated>2007-01-28T11:56:33.670-08:00</updated><title type='text'>Baba tavsiyesi</title><content type='html'>Efendim az once babamla telefonla konusuyordum. Onceki aksam arkadasimla disari ciktigimda havanin normalden de soguk oldugunu anlattim ona. O da bu tur anilarini yaz dedi. Iste yaziyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Murat diye bir arkadas var, uluslararasi iliskilerde master yapiyor. Murat'i aramistim gel bir cay falan icelim diye. Murat da zaten son bir iki gundur hasta oldugu icin evden cikmamismis, "olur" dedi. Burada takildigimiz guzel bir "coffee shop" olan "Coal Creek"'e gittik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyuk ahsap masalari, rahat sandalyeleri, aydinlik ortami ve cok guzel kahveleriyle "Coal Creek" hakkaten guzel bir mekan. Annemi de Beste'yi de goturdum oraya. Neyse efendim biz o rahat ortamda ulkesini ozlemis iki genc olarak Turkiye'den konusmaya bir basladik, zaman su oldu akti. Saat 10 gibi ben Murat'a dedim ki artik kalkalim benim sabah erken kalkip ofise gitmem ve tez yazmam lazim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktik ve oturmus oldugumuz mekanin kapisina 30 metre uzakliga parketmis oldugum arabama dogru yurumeye basladik. Iste bu hikaye o 30 metre ve sonrasiyla ilgili. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapidan cikar cikmaz zaten Laramie'de olaganlasmis olan suratima soguk havanin carpmasi ile olusan irkilmeyi yasadim. Fakat farkli bir durum oldugunu da anlamistim. Cunku arabaya vardigimizda titriyordum. Simdi Laramie'yi yasadigim diger yerlerden farkli yapan kisma geldik. Normal yerlerde insanlar soguk olan disaridan arabasina binerken kapali ve sicak bir ortama girecek olmanin mutlulugu ve heyecanini hisseder (ben Ankara'da bunu hissederdim). Ben ise arabanin camlarinda olusmus olan buzdan dolayi arabanin icini goremedigim icin bu mutlulugu biraz tereddutlu yasadim. Zira buz camin dis kisminda degilmis gibi gozukuyordu. Efendim kapiyi acip iceri oturdugumda titremem durmadi aksine daha da artti. Zira arabanin ici disaridan daha nemli oldugu icin cok daha sogukmus gibi hissediyordum. Motoru calistirdim ve 2 dakika bekledim ama motorun isi ibresi oynamadi bile. Hadi oynamamasini biraktim rolanti devrinde bir azalma bile olmadi. Camin ic tarafindaki buzu kazidiktan sonra yola ciktim ve once Murat'i evinde biraktim. Murat'i biraktiktan sonra kendim eve geldim. Eve geldigimde on camdaki bugu nispeten azalmisti ve kafami direksiyona dogru egdigimde onumu gorebiliyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve kosarak girdikten sonra ilk yaptigim is bilgisayarimi acip www.weather.com 'a girmek oldu. Problem bende miydi yoksa hava gercekten cok mu soguktu bunu ogrenmeliydim. Okkali bir kufur patlatmama neden olan sicaklik soyleydi: Disarisi -27 C hissedilen -36 C. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baska soze gerek yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese kolay gelsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-117001419366008768?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/117001419366008768/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=117001419366008768' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/117001419366008768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/117001419366008768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/baba-tavsiyesi.html' title='Baba tavsiyesi'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-116990680530276418</id><published>2007-01-27T05:39:00.000-08:00</published><updated>2007-01-27T06:06:45.336-08:00</updated><title type='text'>Sobelenmek</title><content type='html'>Demek ki blog ortaminda sobelenmek kendini anlatan bir yazi yazmak gerektigi anlamina geliyormus. Gulf beni sobelediginde anlamamistim yapmam gerekeni ama Serhat aciklayinca anladim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de yazayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Ankara'da dogdum buyudum. Ankara'nin neresindensin sorusuna uzun sure Hacettepe Universitesi cevabini verdim. Artik merkez diyorum. Ama bakiyorum eger ki bu konu uzayacak gibiyse uzatmadan babamin dogdugu yer olan Adana deyip kesip atiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 kusur yillik hayatimin 3 seneye yakini, cogunlugu ABD'de olmak uzere, yurtdisinda gecti. Nitekim su anda da ABD'deyim. Master yapiyorum. ODTU Insaat mezunu bir insaat muhendisiyim. Kendimi hep iyi bir muhendis olarak degerlendirdim. Meslegimi seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden 11 yas kucuk bir kiz kardesim var. Kitap okumayi cok seviyor, her yaptigi isi yaziyor ciziyor, son derece duzenli, ogrenmeye merakli ve ben onunla gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemi babami cok severim. Eger ikisi de birer ulke olsalardi babam dunyanin en demokratik ama daginik ulkelerinden annem de dunyanin en duzenli ve iyi yonetilen fakat biraz kuralci ulkelerinden olurdu. Iyi ki evlenmisler, ikisi birlesince tam ayar olmus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye'den yasitlarim icinde en cok sevdigim dort kisiden ucu bu blog ortamindalar. Ahmet kendisi ayrica katar emiri, Serhat-chayat ve Onur-hustin. Bu uc kisinin arkadasliklari, dostluklari hatta kardeslikleri bana yeter. O yuzden cok rahat sosyal iliskiler kurabilmeme ragmen cok disari cikmam cunku kardeslerim olmadan yapilan aktiviteler bana sonuk ve sikici gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasitim olup da cok sevdigim dorduncu kisi olan kisi sevgili canim sevgilim Beste. Onun hakkinda cok yazmayacagim ama ben sevgilimi severim. Ondan uzakta hayatin su anda 2 sene oncesine kiyasla daha az sacim olmasina cok buyuk etkisi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bariscilim ama hirsliyim. Zekiyim ama dikkatim daginiktir. Caliskanim ama kolay bikarim. Duruma gore eglenceli duruma gore sikiciyimdir. Hayati severim ve olagan bir iyimserimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar. Ayrica su anda Cumartesi sabahi saat 7. Sabah 6.30'da kalktim. Simdi ise gidip tezimi yazmaya devam edecegim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni sobeleyen herkese cok tesekkur ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-116990680530276418?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/116990680530276418/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=116990680530276418' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116990680530276418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116990680530276418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/sobelenmek.html' title='Sobelenmek'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-116967580598561609</id><published>2007-01-24T13:38:00.000-08:00</published><updated>2007-01-24T13:56:45.996-08:00</updated><title type='text'>Bitti bitecek ha gayret</title><content type='html'>Az kaldi, haftaya bugun tezimi sevgili Hocam Jennifer'cigima teslim edecegim. Aslinda yetisecek gibi de duruyor. Su anda sonuclar bolumunun yarisi bitti diger yarisini yaziyorum. Sonra da gecmiste yapilan arastirmalar hakkinda bir ozet yazdim mi bitiyor. Bakalim is verenlerden ses cikacak mi? Daha bir ses cikmadi. Simdiye kadar sadece bir firmadan cevap aldim o da Miami'ye 50 mil uzaklikta kucuk bir firma. Kucuk oldugunu internet siteleri olmamasindan tahmin ediyorum. Neyse efendim ozetle moralim fena degil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ilginc bir olay oldu. Kyle'a yeni yil hediyesi diye aldigim Maria Sharapova takvimini ofisimizin bir duvarina asmistik. Dun, bolumun karariyla takvim asili oldugu yerden indirildi. Takvim Sharapova'nin Sports Illustrated'da yayinlanan mayolu fotograflarinin oldugu bir takvimdi. Yani dunyanin en masum pozlarinin oldugu takvim degildi ama bir playbol ya da pirelli takvimi degildi sonucta. Indirilmesinin nedeni de bizim ofise gelen bir ziyaretci bunu gorup bir sekilde rahatsiz olmus ve bolume sikayet etmis. Bolum de dava mava acar diye korktugundan midir nedir bizim takvimimize kiymis. Tabi takvimi bize geri verdiler ama olan oldu. Benim anlamadigim olay ise ziyaretcinin orada ne aradigi?? Bizim ofis muze mi? Yani adi ofis ama sonucta orada sadece biz oturuyoruz. Yaptigimiz ilginc birsey de degil. Bilgisayarin basinda yazip ciziyoruz. Su anda Maria'nin yerine Denver Broncos Amerikan futbol takiminin takvimi asili. Ne yapip edip Kyle ile bu konuyu mizahi bir sekilde protesto etmenin yolunu bulmaliyiz. Bakalim ne yapacagiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ben simdi tezime donuyorum. Herkes kendine iyi baksin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-116967580598561609?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/116967580598561609/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=116967580598561609' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116967580598561609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116967580598561609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/bitti-bitecek-ha-gayret.html' title='Bitti bitecek ha gayret'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-116921736627417380</id><published>2007-01-19T06:09:00.000-08:00</published><updated>2007-01-19T06:36:06.303-08:00</updated><title type='text'>Blog blog blog</title><content type='html'>Bu blog kelimesinin bir Turkce karsiligi yok mu? Acaba Blog'un kendisi ingilizce hangi kelimeye dayaniyor? Belki benzer bir anlama gelecek sekilde turkce bir kelime bulabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta onemli olaylarla dolu bir hafta oldu. En onemlisi hocamla oturup benim mezun olma takvimimi hazirladik. Bugun ayin 19'u. 31 Ocak carsamba gunu ben ona tezimi teslim edecegim. Bir hafta boyunca o duzeltmeler yapicak. Sonra da tez komitemi olusturan diger iki hocaya tezimi verecegiz.  Onlara tezi verdikten 2 hafta sonrasi icin de tez savunmasina tarih alacagim. Bu durumda subat'in 3. haftasi tez sorumluluklarim buyuk olcude bitmis olacak.  Komitedeki hocalar oyle onemli itirazlarda bulunmazlarsa iki uc gun icinde onlarin istedigi duzeltmeleri de bitirir buradaki isimi resmen bitiririm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dusunuyorum da simdi su toplanma ve tasinma isleri gozumde buyuyor. Mesela sadece bilgisayarimdaki dosyalari iyice duzenleyip onlarin icinde hocanin isine yarayacaklarla yaramayacaklari ayirmak bile bir suru is olacak. Sonra bir de evin toplarlanmasi var. Gerci yanimda mobilya goturmeyecegim ama dolabim tamamen bosaltilacak. O kadar t-shirt, gomlek, pantolon. Valizlerin burada olmasi hem iyi hem kotu olacak. Bakalim 97 model bir Honda Civic'in icine esyalarimin hepsini nasil sigdiracagim. En cok da annemlerin gonderdigi gomlekler kirisicak diye icim gidiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bir de arabanin bakimini yaptirmam lazim. 6 aylik bakim yaptirilacak. Uzerine bir de lastikler degisip rot balansi yaptirilacak. Bu arada ilginc bir sekilde "rot balans" dedigimiz olayin ingilizcesi "rod balance" degilmis. "Alignment" mis. Ben hep ingilizceden geldigini dusunurdum. Belki de dogruyumdur ama yine de Amerikalilar bile "alignment" derken biz niye hala "rot balans" diyoruz anlamiyorum. Biz de yon ayari diyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o yolculuk keyifli bir yolculuk olacak. Laramie'den Miami'ye. googlemaps'in dedigi yoldan gidersek 2100 mil yok Denver uzerinden gidip Gamze Ablalari da gorursek biraz daha uzar sanirim. 32 saatlik araba kullanimi. Gerci genelde googlemaps'in hesapladigindan daha hizli gidiyorum ama yine de 32 saat, dile kolay. Uc gun icinde o yolu bitirmem lazim. Off gozumde buyudu simdi. Bari bir is bulsam da bana tasinma parasi falan verseler. Burada oyle. Calisana pasa muamelesi yapiyorlar. Baska sehirden geliyorsan bir miktar tasinma parasi veriyorlar. Ilginc valla. Kismet tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su anda Pink Floyd Money calmaya basladi. Bu durumda vakit nakittir deyip daha fazla harcamadan ben tez yazimi isime doneyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-116921736627417380?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/116921736627417380/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=116921736627417380' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116921736627417380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116921736627417380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/blog-blog-blog.html' title='Blog blog blog'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-116914979721745489</id><published>2007-01-18T11:41:00.000-08:00</published><updated>2007-01-18T11:49:57.226-08:00</updated><title type='text'>Death Star patlatildiktan sonra ne oldu</title><content type='html'>http://www.youtube.com/watch?v=MQJbUGTDNkU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim hepimiz yildiz savaslari hikayesini asagi yukari biliriz. En azindan cogumuz duymusuzdur deyim. Ozetle, tum galaksiyi zorla kontrolu altinda tutan Imparatorlugun son icadi olan super silah Death Star'in yok edilmesini konu alan bir filmdir yildiz savaslari. En azindan tum dunyada meshur olmasini saglayan Bolum 4'un konusu budur. Bolum 5 de Bolum 4'un 2 sene sonrasindan devam eder. Death Star'i yok eden kahramanimiz Luke Skywalker'in artik "Komutan" olmustur. Fakat bize anlatilmayan hic bilmedigimiz Death Star'in patlatilmasindan hemen sonra Imparatorlugun daha da onemlisi Imparator'un tepkisi ne olmustur, nasil olmustur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste yukaridaki video bize anlatilmayan bu hikayeyi 2.5 dakika icinde anlatiyor. Starwars hayrani olanlar bunu izlediklerinde cok begenecekler. Garanti ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-116914979721745489?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/116914979721745489/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=116914979721745489' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116914979721745489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116914979721745489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/death-star-patlatildiktan-sonra-ne.html' title='Death Star patlatildiktan sonra ne oldu'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-116907457048735582</id><published>2007-01-17T14:56:00.000-08:00</published><updated>2007-01-17T15:15:14.660-08:00</updated><title type='text'>Havalar soguk</title><content type='html'>Herkese selam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blogu uzun sure kullanmadim ama artik vakti geldi gibi gozukuyor. Son blog girisimi yaptigimdan beri neredeyse 1.5 sene gecti. Az once tez danismani olan hocam Jennifer'cigimla yaptigim toplanti sonunda tezimi ocak sonunda kendisine vermemi kararlastirdik. Eger sonrasinda hersey yolunda giderse subat sonu da Laramie'deki isim bitmis olacak. Ama bu blog yazisi onunla alakali degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun konusu Laramie'deki havalarin soguklugu. Efendim gectigimiz cumartesi sabahi uyandim ve dedim ki artik su nevresimi ve yastik kiliflarini yikamanin vakti geldi. Bilmeyenler icin soyleyeyim evimde camasir yikama ve kurutma makineleri olmadigi icin camasirhaneye gidiyorum. Bu da genelde her uc haftada bir oluyor. Ama bu sefer dedim ki su yatak faslini erkenden halledersem ayni anda 4 makineyi birden kullanmak zorunda kalmam. Bu arada yikama basina 2$ veriyorum ki bence cok. Neyse efendim ben kendi usengecligimi ve de unutkanligimi da bildigim icin cumartesi sabahi uyanip tum yatak ortulerimi vs bir bavula doldurdum ve odamin girisine koydum. Bu sayede aksam eve geldigimde yikamayi hem yikamayi hatirlayacaktim hem de sogukta disariya cikma dusuncesini nevresimsiz yatmaya tercih edip bu isi gerceklestirecektim. Maalesef olaylar bekledigim gibi gelismedi ve cumartesi benim eve geldigim saatte camasirhane coktan kapanmisti...Aslinda dusundum de bu yatak ortusu fasli biraz abartiliyor cunku o gece sadece bornozumu kullanarak cok rahat bir uyku uyudum. Neyse pazar gunu sabah ise gittigimde bu sefer camasir yikamaya kararliydim. Aksam eve 7 gibi dondum ve direk olarak Wal-Mart'a gidip kendime 40 tane 25 cent aldim. Sonra da camasirhaneye. Oraya varinca bagaji acip icinden camasir deterjanimi ve ici yatak ortusu dolu bavulumu alip iceri girdim. Disaridaki -25 derece soguktan sonra iceriye girince hissettigim rahatlama gecince deterjani tuttugum elimde bir gariplik hissettim. Her zaman bir cocuk gibi sen bir sekilde sallayip likir likir etmesini dinledigim camasir deterjani bu sefer likir likir etmiyordu...Soyle biraz daha kuvvetli salladim ama nafile. Daha sonra aci gercegin ilk ipuclarini gordum. Detarjanin icinde bulundugu plastik kabin disi sanki acik bir gri tonuna boyanmis gibiydi. Hani sabahlari araba caminda gormeye aliskin oldugumuz grilikten bahsediyorum, halk arasinda "buz" dedigim grilikten. Aklimda cakan simseklere "hadi len olur mu oyle sey?" gibi cevaplar vermeye calismis olsam da deterjanin kapagini acinca aci gercekle yuz yuze geldim. Evimde camasir yikayamayacak oldugum icin arabamin bagajinda tuttugum camasir deterjanim "donmustu".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acikcasi moralim bozuldu. Sadece o gun camasir yikayamayacak oldugum ve yine nevresimsiz ve bornozumu yorgan olarak kullanarak uyuyacagimdan degil, yuksek lisans yapmaya gelmis oldugum yerin bir arabanin bagajinda duran sivi deterjani dondurabilecek kadar soguk olmasi moralimi bozdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki ertesi sabah ilk isim onceki geceden beri kaloriferin yaninda bir gece gecirmis olana deterjani alip nevresim takimimi ve yorganimi yikamak oldu. Hakkaten fark ediyormus. Simdi dusundum de her ne kadar yeterince yorgun ve sarhos olununca nevresimsiz yatakta uyunabilinse de nevresim ve yorgan onemli seyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozetin ozeti havalar soguk bu aralar. Bakalim F=C olsa da onu da yasadim diyebilsem. Gecen sene en soguk -35'e vurmustu. Bu sefer umitliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EK: Moralim bozuldu dedim ama aslinda hosuma da gitti bir yerde. Sonucta anlatacak bir hikayem oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-116907457048735582?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/116907457048735582/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=116907457048735582' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116907457048735582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/116907457048735582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2007/01/havalar-soguk.html' title='Havalar soguk'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-112657981655423334</id><published>2005-09-12T19:47:00.000-07:00</published><updated>2005-09-12T19:50:16.560-07:00</updated><title type='text'>Ilk Blog Update'im</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2391/1449/1600/DSCN1588.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2391/1449/400/DSCN1588.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu University of Wyoming'in bana gecici olarak tahsis ettigi pick-up!!!&lt;br /&gt;Kendisi 20 yasin uzerinde. Ehliyetimi aldigim ilk gun cekilmis bir fotodur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese Selam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-112657981655423334?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/112657981655423334/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=112657981655423334' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/112657981655423334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/112657981655423334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2005/09/ilk-blog-updateim.html' title='Ilk Blog Update&apos;im'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15597949.post-112449282197733356</id><published>2005-08-19T16:03:00.000-07:00</published><updated>2008-06-29T09:08:14.507-07:00</updated><title type='text'>Blogcu</title><content type='html'>Artik ben de blogcuyum. Eger becerebilirsem, gunlugumu buraya koymayi dusunuyorum. Tabii bir de fotograflarimi. Sanirim herkes icin daha kolay olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tum Sevdiklerim'e selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15597949-112449282197733356?l=inselemre.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inselemre.blogspot.com/feeds/112449282197733356/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15597949&amp;postID=112449282197733356' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/112449282197733356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15597949/posts/default/112449282197733356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inselemre.blogspot.com/2005/08/blogcu.html' title='Blogcu'/><author><name>Emre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13834885934271098908</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
