Nereden nereye devam
Yol hikayemiz kaldigimiz yerden devam ediyor. Gecen yazida 850 mil suren Denver'dan Saint Louis'e olan yolculugumuzu yazmistim. Simdi ise Saint Louis'ten Auburn'e olan yolculugumuzu ve hatta vaktim olursa ertesi gunu yani Auburn'den Miami'ye olan bolumu yazacagim. Saint Louis Missouri'de cok siradan gozuken bir otelde kalmis olsak da aslinda otelin kendisi pek siradan degildi. Cok buyuk olan bu otelde koridorlar adeta labirent gibiydi. Ama en ilginci kahvalti yaptigimiz yerdi. Otelin kendi restorani yoktu ve bina icinden komsusu olan bir Irlandali barinda kahvalti hizmeti veriyordu. Sabah 7'de sagi solu Irlanda birasi reklami iceren bir koridordan barimiza girip kurabiye, portakal suyu ve kahve iceren kahvaltimizi yaptik. Aslinda bar kahvalti icin cok ilginc bir mekandi cunku alkolun etkisinde olmadigi zaman insan ortami cok daha iyi inceliyor. Mesela gerceginin 1/60'i olcekli bir gemi maketi vardi. Yapilisinin hepsi fotograflarla guzel guzel anlatiliyordu. Onun resimlerine baktim. Sonra duvar da Homer Simpson'in degisik hallerini gosteren poster vardi. Onu inceledim. Neyse sonra Beste'yle o gunku yolumuzu da planladiktan sonra yola ciktik. Oncelikle sunu belirteyim ki Saint Louis iki eyalete bolunmus bir sehir. Bir yarisi Missouri eyaletinde diger yarisi da Illinois eyaletinde. Bizim otelimiz Missouri yarisindaydi ve yola cikisimizdan 15 dakika sonra Illinois eyaletine gectik. Ismi "Ilinoy" olarak telafuz edilen bu eyalet hakkinda benim universite son sinifta "University of Illinois at Urbana Champaign"'e basvurmayi dusunurken yazdigim "Hele loy loy"'a cok benzeyen bir tekerlemem vardi. Iste Beste asagidaki fotografi cekerken ben de bu tekerlemeyi soyluyordum: "Ilinoy noy noy noy".


Neyse Illinois eyaletine girdikten sonra manzara yavas yavas sehir manzarasindan kirsal manzaraya degisti. Uc gunluk yolculugumuz icerisinde en cok begendigim yer burasiydi, guney Ilinoy. Tum cayirlar yemyesildi ve yolumuzun etrafi neredeyse hep agac doluydu. Disarida hava sicakligi da makul bir seviyedeydi o yuzden ne havalandirma calistirdik ne de isitma. Hatta benzin alalim diye yalnislikla otoyoldan 4-5 km uzakta bir kasabaya gittik ve sans eseri super bir manzara kesfettik. Sagli sollu kucuk tepelerin ortasinda kurulmus yemyesil bir kasaba. Yol boyunca duraklama yaptigimiz yerler icinde en cok burayi sevdim. Bu arada iste asagida da Ilinoy otoyollarrinda cektigimiz uc tekerlekli motorsikleti uzerinde giden teyze.
Bu kucuk kasabadan ciktiktan sonra uc gunluk yolculugumuzun en onemli yerine yani Metropolis Illinois'e geldik. Son cikan Supermen filmini dikkatle izlediyseniz ABD haritasi uzerinde Metropolis yazan bu kucuk kasabada Kent ailesinin yasadigini gorebilirdiniz. Neyse efendim ben filmde bunu gorup gercek olup olmadigini cok merak ettigim icin Metropolis'e kac mil kaldigini Beste'ye israrla sordum. Beste de buyuk bir sabirla her seferinde haritaya bakip bana soyledi. Sonunda Metropolis'e yaklastigimizda ben hem yola hem de yol kenarindaki tabelalara bakip supermen'den bir iz bulup bulamayacagimi arastiriyordum. Ve de iste asagida kaniti. Supermen gercekten Metropolis'te buyumus...

Metropolis sehrini de gectikten sonra Illinois eyaletine elveda deyip heyecanla Kentucky eyaletine gectik. Bu eyaleti heyecanla beklememizin nedeni ogle yemegini burada yiyecek olmamizdi. Hatta mumkunse Kentucky Fried Chicken'da yeyip boylece Kentucky eyaleti hakkinda simdiye kadar bildigimiz tek seyi de tescil etmis olacaktik. Kentucky'e gelir gelmez sanki hava da eyalet sinirlarina uyuyormuscasina disarisi iyice isindi. Bize "siz amerikanin guney eyaletlerine geldiniz ona gore" dedirtti.

Zaten guney eyaletler hakkinda cok guzel seyler duymamistim, zira amerikan ic savasinda kaybeden taraf olduklari icin bu eyalettlerin digerlerine gore daha fakir olduklarini soylemislerdi. Zaten bir de kolelik konusundaki israrlarindan dolayi sevgili ev arkadasim Ron cok sevmezdi bu eyaletleri. Neyse Kentucky'e geldik ve zaten acikmis oldugumuz icin ilk KFC'de durduk. Bir kere yabanci bir dil konustugumuzdan ikincisi de ben tatile gelmis turist gibi giyinmis oldugumdan Beste ile ben yemegimizi yerken millet surekli bize bakip durdu. Ustelik de cok arkadasca bakislar atmadilar bize. Bunun uzerine bir de guneyli amerikan aksanini duydugumda bende genel bir gulme olustugu icin siparisimizi verirken de biraz garip anlar yasadik. Neyse yiyeceklerimizi aldik ve bir baktik ki son derece kalitesiz yemekler. Sadece kucuk olmakla kalmamis ama ayni zamanda hic ozen gosterilmedigi de bariz ortada. Beste 6 tane tavuk kanat soyledi, bu kadar kanada benzemeyen kanat gormedim ben hic. Zaten iki tanesi bir lokma. Ac sofor araba kullanmaz deyip ayni cati altinda bulunan Taco Bell'e gittik bizde karnimizi doyurmak icin. Hem yemekler kotu oldugu icin hem de garip garip bakilmak sinirimi bozdugu icin bir daha Kentucky'de hic durmadan Tennessee'ye dogru yola ciktik. Bu eyaletin de ismi bayagi ilginc zira ilk bakista "Tenesii" diye okuyor insan, hatta bizim Wyoming'li Amerikalilar da "Tenesii" diye okuyorlardi. Fakat Tennessee eyaletinde insanlar yine o garip aksani kullandiklari icin kendileri "Tenesey" diyorlardi. Biz de diger amerikalilardan duyduklarimizla bunlarin soylediklerinin ortasi birsey soyleyip o sekilde telafuz ediyorduk. Butun bu dogru telafuz cabalarimiza ragmen bir turlu bir Tennessee eyaleti magneti bulamadik. Ama yine de ben bu eyaleti sevdim. Hem yollari guzeldi, hem de yine yolun saginda solunda olan manzara guzeldi. Hatta baskent Nashville icin Kenan Dogulu'nun sarkisinin sozlerini de degistirip bir sarki yazdim.
Nesvil nesvil diye aglayacaksin/Burada durmadigin icin hergun cildiracaksin...
Bu sarkiyi orijinal seslendirisimin videosu Beste'de mevcut. Kendisi o videoyu bana verirse ben de belki buraya koyabilirim. Biz Nashville'den gecerken Beste de daha onceden hazirladigi ve ciktilarini aldigi bilgileri okuyordu. Nashville sehri megerse Amerikan muzik piyasasi icin cok onemli bir merkezmis. Elvis Presley, Johnny Cash falan ilk cikislarini burada yakalamislar. Hatta halihazirda bir cok unlu bu sehirde oturuyormus, misal Nicole Kidman, Reese Witherspoon. Ama hakikaten hem ikliminin guzelligi, hem eyaletin dogasinin guzelligi hem de Nashville sehrinin getirdigi faydalar dusunulunce Nashville'de ben de iyi puan verdim.

Nashville ile Tennessee-Alabama eyalet siniri arasinda bir daha durmadik. Zaten manzara guzeldi hava da artik aydinligini yitiriyordu o yuzden ben zorla Beste'ye kitap okuttum. Malum disarisi aydinlik iken mumkun oldugunca bu aydinligi kullanmak icin. Bir tek Alabama sinirina gelince durduk ve tabelanin fotografini cektik. Hatta biz durdugumuzda arkamizdan gelen bir jip de durdu. Daha once jip kullanan polisler gordugumuz icin ve otoyolda acil durumlar haricinde durmak muhtemelen yasak oldugu icin benim icimi bir korku aldi fakat sevgili Beste bunlara hic aldirmadan fotografi cekti. Daha sonra anladik ki arkamizda duran adam da bizim yaptigimizi yapmak icin durmusmus. Boylece "Alabama the Beautiful" fotografini cektikten sonra yolumuza devam ettik. Alabama'da Mustafa'nin evinin oldugu Auburn sehri bizim bulundugumuz sinirdan yaklasik bir uc saatlik mesafedeydi. Biz otoyoldan devam edip once Birmingham sehrine oradan da Auburn'e gidecegimiz yola saptik. Fakat aksam 6:30 gibi o Birmingham'deki o sapaga geldigimiz icin aksam eve donus trafigine yakalandik. Trafikte 10 dakikalik yolu 1 saatte aldiktan sonra sonunda Auburn yoluna geldik. Bu yol son derece ilginc bir yoldu. Iki serit gidis iki serit gelis olmak uzere dort seritli oldugu icin cok rahatti fakat yolda hicbir aydinlatma yoktu. Bunun uzerine bir de yolda giden birkac arabadan biri bizimki oldugu icin yakin zamanda benzin depomuzu doldurdugumuz icin kendimizi sansli hissederek yola devam ettik. Yaklasik bir saat falan gittikten sonra on camda benim hayatimda gordugum en buyuk bocek olusu izini birakan bir bocekle carpistik. Yani mazallah hayvan biraz daha buyuk olsa cami kirip iceri girecekti yani. Butun silecekli ve sulu cabalarima ragmen bocegin kalanlarini on camimdan silemedim. Sonunda anisina saygi deyip izi silmemeye karar verdim. Biraz daha kelime oyunu oynayip sohbet ettikten sonra sonunda Auburn'e vardik. Mustafa sagolsun bizi beklemisti yemek icin. Saat 8:30 olmasina ragmen yememisti. Bu arada tanimayanlar icin Mustafa, Beste ve benim ODTU Insaat'tan arkadasimiz. Kendisi University of Alabama'da Insaat Muhendisligi bolumunde betonarme otoyol kopru kirislerinin karbon fiber ile guclendirilmesi konusunda master yapiyor. Eger otoyol koprulerini guclendirme isiniz varsa kendisi size yardimci olabilir. Mustafayla birlikte raki icip balik yedik. Yine sagolsun cocuk bizim icin Turkiye'den yeni getirdigi Efe Raki'sini acti. Boylece bir raki balik keyfi yapmis olduk. Bol bol hem gecen bir bucuk yildan konustuk hem de onumuzdeki bir kac yildan. Sonunda uykumuz gelince de Mustafa'nin bir oda bir salon evindeki yatak odasinda ust uste duran iki yatagini yan yana koyup uc kisi o yatakta yattik. Hem rakinin hem de yolun etkisiyle olacak ben cok guzel bir uyku uyudum o gece. Ertesi sabah uyandigimda ucuncu gun yolculugumuza hazirdim...

Ucuncu gun olanlar:
1) Welcome to Miami/Bienvenidos a Miami
2) Geynisville'den gecerken
3)Oku Beste Oku!!


Neyse Illinois eyaletine girdikten sonra manzara yavas yavas sehir manzarasindan kirsal manzaraya degisti. Uc gunluk yolculugumuz icerisinde en cok begendigim yer burasiydi, guney Ilinoy. Tum cayirlar yemyesildi ve yolumuzun etrafi neredeyse hep agac doluydu. Disarida hava sicakligi da makul bir seviyedeydi o yuzden ne havalandirma calistirdik ne de isitma. Hatta benzin alalim diye yalnislikla otoyoldan 4-5 km uzakta bir kasabaya gittik ve sans eseri super bir manzara kesfettik. Sagli sollu kucuk tepelerin ortasinda kurulmus yemyesil bir kasaba. Yol boyunca duraklama yaptigimiz yerler icinde en cok burayi sevdim. Bu arada iste asagida da Ilinoy otoyollarrinda cektigimiz uc tekerlekli motorsikleti uzerinde giden teyze.

Bu kucuk kasabadan ciktiktan sonra uc gunluk yolculugumuzun en onemli yerine yani Metropolis Illinois'e geldik. Son cikan Supermen filmini dikkatle izlediyseniz ABD haritasi uzerinde Metropolis yazan bu kucuk kasabada Kent ailesinin yasadigini gorebilirdiniz. Neyse efendim ben filmde bunu gorup gercek olup olmadigini cok merak ettigim icin Metropolis'e kac mil kaldigini Beste'ye israrla sordum. Beste de buyuk bir sabirla her seferinde haritaya bakip bana soyledi. Sonunda Metropolis'e yaklastigimizda ben hem yola hem de yol kenarindaki tabelalara bakip supermen'den bir iz bulup bulamayacagimi arastiriyordum. Ve de iste asagida kaniti. Supermen gercekten Metropolis'te buyumus...

Metropolis sehrini de gectikten sonra Illinois eyaletine elveda deyip heyecanla Kentucky eyaletine gectik. Bu eyaleti heyecanla beklememizin nedeni ogle yemegini burada yiyecek olmamizdi. Hatta mumkunse Kentucky Fried Chicken'da yeyip boylece Kentucky eyaleti hakkinda simdiye kadar bildigimiz tek seyi de tescil etmis olacaktik. Kentucky'e gelir gelmez sanki hava da eyalet sinirlarina uyuyormuscasina disarisi iyice isindi. Bize "siz amerikanin guney eyaletlerine geldiniz ona gore" dedirtti.

Zaten guney eyaletler hakkinda cok guzel seyler duymamistim, zira amerikan ic savasinda kaybeden taraf olduklari icin bu eyalettlerin digerlerine gore daha fakir olduklarini soylemislerdi. Zaten bir de kolelik konusundaki israrlarindan dolayi sevgili ev arkadasim Ron cok sevmezdi bu eyaletleri. Neyse Kentucky'e geldik ve zaten acikmis oldugumuz icin ilk KFC'de durduk. Bir kere yabanci bir dil konustugumuzdan ikincisi de ben tatile gelmis turist gibi giyinmis oldugumdan Beste ile ben yemegimizi yerken millet surekli bize bakip durdu. Ustelik de cok arkadasca bakislar atmadilar bize. Bunun uzerine bir de guneyli amerikan aksanini duydugumda bende genel bir gulme olustugu icin siparisimizi verirken de biraz garip anlar yasadik. Neyse yiyeceklerimizi aldik ve bir baktik ki son derece kalitesiz yemekler. Sadece kucuk olmakla kalmamis ama ayni zamanda hic ozen gosterilmedigi de bariz ortada. Beste 6 tane tavuk kanat soyledi, bu kadar kanada benzemeyen kanat gormedim ben hic. Zaten iki tanesi bir lokma. Ac sofor araba kullanmaz deyip ayni cati altinda bulunan Taco Bell'e gittik bizde karnimizi doyurmak icin. Hem yemekler kotu oldugu icin hem de garip garip bakilmak sinirimi bozdugu icin bir daha Kentucky'de hic durmadan Tennessee'ye dogru yola ciktik. Bu eyaletin de ismi bayagi ilginc zira ilk bakista "Tenesii" diye okuyor insan, hatta bizim Wyoming'li Amerikalilar da "Tenesii" diye okuyorlardi. Fakat Tennessee eyaletinde insanlar yine o garip aksani kullandiklari icin kendileri "Tenesey" diyorlardi. Biz de diger amerikalilardan duyduklarimizla bunlarin soylediklerinin ortasi birsey soyleyip o sekilde telafuz ediyorduk. Butun bu dogru telafuz cabalarimiza ragmen bir turlu bir Tennessee eyaleti magneti bulamadik. Ama yine de ben bu eyaleti sevdim. Hem yollari guzeldi, hem de yine yolun saginda solunda olan manzara guzeldi. Hatta baskent Nashville icin Kenan Dogulu'nun sarkisinin sozlerini de degistirip bir sarki yazdim.
Nesvil nesvil diye aglayacaksin/Burada durmadigin icin hergun cildiracaksin...
Bu sarkiyi orijinal seslendirisimin videosu Beste'de mevcut. Kendisi o videoyu bana verirse ben de belki buraya koyabilirim. Biz Nashville'den gecerken Beste de daha onceden hazirladigi ve ciktilarini aldigi bilgileri okuyordu. Nashville sehri megerse Amerikan muzik piyasasi icin cok onemli bir merkezmis. Elvis Presley, Johnny Cash falan ilk cikislarini burada yakalamislar. Hatta halihazirda bir cok unlu bu sehirde oturuyormus, misal Nicole Kidman, Reese Witherspoon. Ama hakikaten hem ikliminin guzelligi, hem eyaletin dogasinin guzelligi hem de Nashville sehrinin getirdigi faydalar dusunulunce Nashville'de ben de iyi puan verdim.

Nashville ile Tennessee-Alabama eyalet siniri arasinda bir daha durmadik. Zaten manzara guzeldi hava da artik aydinligini yitiriyordu o yuzden ben zorla Beste'ye kitap okuttum. Malum disarisi aydinlik iken mumkun oldugunca bu aydinligi kullanmak icin. Bir tek Alabama sinirina gelince durduk ve tabelanin fotografini cektik. Hatta biz durdugumuzda arkamizdan gelen bir jip de durdu. Daha once jip kullanan polisler gordugumuz icin ve otoyolda acil durumlar haricinde durmak muhtemelen yasak oldugu icin benim icimi bir korku aldi fakat sevgili Beste bunlara hic aldirmadan fotografi cekti. Daha sonra anladik ki arkamizda duran adam da bizim yaptigimizi yapmak icin durmusmus. Boylece "Alabama the Beautiful" fotografini cektikten sonra yolumuza devam ettik. Alabama'da Mustafa'nin evinin oldugu Auburn sehri bizim bulundugumuz sinirdan yaklasik bir uc saatlik mesafedeydi. Biz otoyoldan devam edip once Birmingham sehrine oradan da Auburn'e gidecegimiz yola saptik. Fakat aksam 6:30 gibi o Birmingham'deki o sapaga geldigimiz icin aksam eve donus trafigine yakalandik. Trafikte 10 dakikalik yolu 1 saatte aldiktan sonra sonunda Auburn yoluna geldik. Bu yol son derece ilginc bir yoldu. Iki serit gidis iki serit gelis olmak uzere dort seritli oldugu icin cok rahatti fakat yolda hicbir aydinlatma yoktu. Bunun uzerine bir de yolda giden birkac arabadan biri bizimki oldugu icin yakin zamanda benzin depomuzu doldurdugumuz icin kendimizi sansli hissederek yola devam ettik. Yaklasik bir saat falan gittikten sonra on camda benim hayatimda gordugum en buyuk bocek olusu izini birakan bir bocekle carpistik. Yani mazallah hayvan biraz daha buyuk olsa cami kirip iceri girecekti yani. Butun silecekli ve sulu cabalarima ragmen bocegin kalanlarini on camimdan silemedim. Sonunda anisina saygi deyip izi silmemeye karar verdim. Biraz daha kelime oyunu oynayip sohbet ettikten sonra sonunda Auburn'e vardik. Mustafa sagolsun bizi beklemisti yemek icin. Saat 8:30 olmasina ragmen yememisti. Bu arada tanimayanlar icin Mustafa, Beste ve benim ODTU Insaat'tan arkadasimiz. Kendisi University of Alabama'da Insaat Muhendisligi bolumunde betonarme otoyol kopru kirislerinin karbon fiber ile guclendirilmesi konusunda master yapiyor. Eger otoyol koprulerini guclendirme isiniz varsa kendisi size yardimci olabilir. Mustafayla birlikte raki icip balik yedik. Yine sagolsun cocuk bizim icin Turkiye'den yeni getirdigi Efe Raki'sini acti. Boylece bir raki balik keyfi yapmis olduk. Bol bol hem gecen bir bucuk yildan konustuk hem de onumuzdeki bir kac yildan. Sonunda uykumuz gelince de Mustafa'nin bir oda bir salon evindeki yatak odasinda ust uste duran iki yatagini yan yana koyup uc kisi o yatakta yattik. Hem rakinin hem de yolun etkisiyle olacak ben cok guzel bir uyku uyudum o gece. Ertesi sabah uyandigimda ucuncu gun yolculugumuza hazirdim...

Ucuncu gun olanlar:
1) Welcome to Miami/Bienvenidos a Miami
2) Geynisville'den gecerken
3)Oku Beste Oku!!








